Carraro CRS 610 Bisiklet İncelemesi

10 sene boyunca kullandığım, bu süre içinde pek çok kez kahrımı çekmiş olan Ümit marka bisikletimi, bisiklete binmeye daha da merak saldıktan sonra artık beklentilerimi karşılayamadığı için emekliye ayırmaya ve bir dağ bisikleti satın alarak, bu deneyimi biraz daha ileriye götürmeye karar verdim. Çeşitli online ve yerel mağazaları dolaştıktan, markalar/modeller hakkında kullanıcı yorumlarına baktıktan sonra yolum son olarak Ankara/Balgat’ta bulunan Güngörler Bisiklet aracılığıyla, bir adet gök mavisi Carraro’yla kesişti.

 

Carraro CRS-610'un yandan görünüşü.
Carraro CRS-610′un yandan görünüşü.

(Yeri gelmişken, benim gibi bir bisiklet amatörünün tüm sorularına ve kaygılarına ellerinden geldiğince cevap vermeye çalıştıkları, inceleme, satın alma ve çeşitli bakım aşamalarında özveriyle yardımcı oldukları için kendilerine teşekkür etmek istiyorum. Pek çok markayı, mağazayı, hizmet sunan şirketi eleştirme potansiyeline sahibim, hizmet sektöründe bulunan çoğu mekan konusunda fazlasıyla seçiciyim. Ancak iyi olan nadide örneklerin de bahsinin geçmesi ve daha da tanınması gerektiğine inanıyorum. Bu dipnotu da bu yüzden koyma ihtiyacı hissettim.)

Bisikletime geri dönecek olursak: başlangıç seviyesi olarak aldığım bisikletimle haftanın 7 günü dağ bayır dolaşmayacak, sürekli çamurlu yollara girmeyecek olsam da, dağ bisikleti almamın başlıca sebebi Ankara’nın değil bisikletlere, arabalara bile uygun olmayan yollarıydı(bisiklet yolunun bulunmamasını saymıyorum bile). Bu yolları bir şehir bisikletiyle kolay kolay dolaşamayacağımı, ulaşım sağlarken türlü zorluklar yaşayacağımı düşünerek dağ bisikleti modellerini araştırdım ve Carraro’nun CRS 610 modelini tercih ettim.

Bu modeli ve diğer alternatiflerini buraya tıklayarak sitesinden inceleyebilirsiniz. Sitede zaman zaman kapanmalar ve link değişimleri yaşandığı için, her ihtimale karşı resmi sitede bulunan özelliklerin bir kopyasını aldım:

Carraro CRS 610'un sitesinde verilen özellikleri bu şekilde.
Carraro CRS 610′un sitesinde verilen özellikleri bu şekilde.

Bisikletin sürüşü genel olarak rahat ve hem şehir yolunda, hem de bozuk yapılı arazilerde rahat bir kullanım sağlayan ön amortisörlere sahip. Tamamen kapatılması belki şehir içi, düz arazi kullanımında iyi olabilirdi ancak yine de tepki seviyesinin ayarlanması ve bunun minimuma indirilmesi mümkün. Düz arazide bile zaman zaman bozuk yollara denk geldiğimizi de varsayacak olursak, yaylanma minimuma indiği sürece bu çok büyük bir eksiklik değil.

Kadro boyu, Güngörler’deki arkadaşımızın tavsiyesiyle seçildiği için boyuma tamamen uyuyor ve 26“ jant taşıyor. Tam kararında diyebilirim, çünkü 28“ jantlarda manevra yapma kabiliyetiniz kısıtlanıyor, 24“te ise kendinizi dağ bisikleti değil, paten/kaykay kullanıyor gibi yere yapışık hissediyorsunuz, üstelik gerekli performansı da alamıyorsunuz.

Kadro yazının başlangıcında da bahsettiğim gibi gök mavisi renginde, alüminyum kadro. Yol bisikletleriyle kıyaslanamayacak da olsa, ağırlığı benim için optimum düzeyde. Şimdiye kadar pek çok kez merdiven inip çıkmış, elimde taşımış olmama rağmen bana ciddi bir zorluk çıkarmadı. Kadro hafifledikçe ve malzemesi kaliteden ödün vermeden, daha hafif maddelere doğru kaydıkça fiyatın astronomik miktarlarda arttığını da söylemek gerekiyor.

Disk fren/v fren ayrımı benim için önemliydi, bakım ve performans açısından avantajlarını/dezavantajlarını araştırdım ve uzun zaman kullanacağım bir bisiklet almayı planladığım için disk frenli bir modeli seçtim(bu meselenin ayrıntılarına farklı bir yazıda değineceğim). Bu model mekanik disk fren taşıdığı için bakımı ve maliyeti çok daha uygun. Performans olarak hidrolik disk frenler daha üst bir performans sağlasa da, bisiklet kullanımına yeni başlayan birisi için ciddi farklar taşımıyor.

Vites modeli olarak Shimano Acera kullanılmış. Shimano’nun kullandığı en üst seviye modellerden birisi olmasa da, yeni başlayan bir bisikletçiyi gayet tatmin eder vaziyette, orta kalite bir aktarıcı. Bana, bazı zamanlar en düşük vitese alamama, biraz daha yükseğinde kalma dışında herhangi bir problem yaşatmadı, yolda bırakacakmış, dağılıverecekmiş hissiyatı uyandırmadı. Söylediğim vites düşürememe problemi de, tüm modellerde rastlanabilecek, ayarların düzenli olmamasından kaynaklı bir sorundu ve yazının sonlarına doğru anlatacağım ilk mağaza bakımı esnasında, başarılı bir şekilde çözüldü.

Üstelik, bu tarz mekanik parçaların ayrıntılarını, birbirilerinden üstünlüklerini vs. merak edip, öğrenmeye başlamanızın ardından, biraz ek maliyetle ne zaman isterseniz değiştirebilirsiniz. Ancak başlangıç için böyle bir ek maliyetin ve uğraşın gerekli olduğunu düşünmediğim için, ben böyle bir girişimde bulunmadım.

Üzerinde gelen sele, spor biniş için tasarlanmış, o yüzden biraz sert hatlara sahip. Bu da ilk gün yapılan bir uzun binişte ağrılar yaratabiliyor ancak daha sonrasında ciddi bir problem yaşadığımı söyleyemem. Yine de, konforu artırmak için ek malzeme olarak yeni ve size uygununu alarak seleyi değiştirebilir, ya da üzerine kılıf olarak geçirilen jel selelerden edinebilirsiniz. (birçok spor mağazasında uygun fiyatlı jel seleler mevcut.)

Bisikleti birkaç binişin ardından ilk bakım amacıyla tekrar satın aldığım yere getirmem söylendi, ben de yaklaşık bir hafta-10 günlük kullanımımın ardından ufak sorunlar çıkartan fren, pedal ve vites ayarlarını düzelttirmek için mağazaya götürdüm. İki dakika bile sürmeyen birkaç ufak işlemin ardından bisikletim sorunsuz bir şekilde kullanıma hazır oldu. Sonrasında çıkabilecek ufak tefek problemler için de ne zaman istersem gelebileceğimi söylediler.

Bisikletimi giydirmeye Decathlon’dan aldığım ufak fakat çok güçlü bir ön adet fener ve hız-kilometre sayacı ile başladım. Güngörler’deki arkadaşımız ise bana bir adet kilit hediye etti. Uzun süreli olarak dışarıda tutmadığım için ek bir kilide daha ihtiyaç duymadığım için kendisini kullanıyorum. Pompa, arka sele, arka ışık, taşıma çantası gibi ufak tefek donanımları da zaman içinde satın almayı planlıyorum.

Sonuç olarak: Yaklaşık 875 tl’ye aldığım bu bisiklet ile 2000-3000 tl’lik bisikletler arasında benim fark edebileceğim ciddi ayrımlar yok. 9 sene kullandığım çelik kadro bisikletimin ne kadar ağır ve zahmetli olduğunu da düşünecek olursak, Carraro CRS 610 ile cennete düşmüş gibiyim. Hafifliği, sürüş esnasındaki rahatlığı ve kaliteli malzemeler kullanılmış olmasının verdiği hissiyat, yolda kendinize daha güven duyarak gitmenize olanak sağlıyor.

Bir başlangıç modeli dağ bisikleti almak isteyenlere, bu yazıyı okumalarıyla birlikte ihtiyaçlarını karşılayacaklarına da emin olurlarsa, bu modeli tavsiye ederim.

Benzer yazılar için:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>