Aylık arşivler: Ağustos 2014

Bağlama seçimi yaparken kısa sap ve uzun sap ayrımı birçok tecrübesiz kişiyi kararsızlığa sürüklüyor.

Bağlama Satın Alırken: Kısa-Uzun Sap Farkı

Bağlama Seçimi Nasıl Yapılmalı?

Daha önceki yazımda bağlama çalmaya başlarken neler yapılabileceğine ve kurs seçimine dair kendi tecrübelerimi aktarmış ve önerilerde bulunmuştum: Bağlama Çalmaya Başlarken: Kurs ve Sonrası

Bu yazımda bağlama çalmanın en önemli noktalarından birisi olan bağlama seçimi ve bağlama satın almak konusunda bazı tecrübelerimi paylaşmak istiyorum.

Bağlamalar, yöreye ve geleneğe bağlı olarak pek çok ad ve çeşit taşısalar da, kurslarda verilen eğitim genel olarak ikiye ayrılır: uzun sap ve kısa sap. İkisi de aynı amaca hizmet etmesine rağmen, aralarında bazı farklılıklar bulunmakta:

Okumaya devam et

bağlama çalmak, başlangıcından itibaren disiplinli ve bazı kurallara bağlı bir şekilde yürütülmelidir.

Bağlama Çalmaya Başlarken: Kurs ve Sonrası

Yenideneyim’de önceden yazdığım bir yazıda bir konuda kültür edinmenin hangi aşamalardan geçeceğini, neler yapılabileceğini yazmış ve başımdan geçen bir örnek olarak da bağlama çalmaya başlamamı vermiştim. (Okumak için: Bir Konuda Kültür Edinmek Üzerine )

Bu yazımın konusu ise, bağlama çalmak ve bağlama çalmaya başlamadan önce ve başlangıç aşamasında yapılabilecekler üzerine olacak.

Bağlama Çalmaya Başlamadan Önce

Türk Halk Müziği, bu konudaki yaygın görüşün aksine, ucu bucağı olmayan, kazıldıkça daha da derinine inilmesini gerektiren, geniş bir alan. Bu yüzden daha önceki yazılarımda sıkça üzerinde durduğum gibi, burada da amacımızın az çok belirlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Amacımız bağlamayı ve Türk Halk Müziği(THM)’ni iyi bir şekilde öğrenerek, -amatör bir şekilde, sadece hobi için müzik yapılacak dahi olsa- birçok bilgiye ve tekniğe hakim olan birisi olmak mı, yoksa bağlama çalmayı sadece dost meclislerinde parçalar çalıp, hoş vakit geçirmek için mi istiyoruz? Kursa gittiğimizi varsayacak olursak kurs dışındaki vaktimizin ne kadarını buna ayırabileceğiz? Nota öğrenmek bizim için öncelikli amaçlardan birisi mi, yoksa kulak dolgunluğuyla çalmak bize yetecek mi? Bu ve buna benzer soruların yanıtını başlangıçta kendimize verebilmemiz önemli.

Okumaya devam et

Bilgi ve kültür edinmek konusunda belirli hedefler koymak, istediğimiz amaca ertesi gün ulaşacağımızı düşünmekten çok daha gerçekçi olmaktadır.

Bir Konuda Kültür Edinmek Üzerine

Birçok kez üzerine düşündüğüm, çevremdeki insanlarla da konuştuğum bir mesele, bir arkadaş sorusuyla tekrar aklıma geldi. Arkadaşımız müzik kültürü olmadığından, belli bir sanatçıya-gruba-müzik türüne hayranlık beslemediğinden, bunun eksikliğini hayatında sık sık hissettiğinden bahsetmişti. Bunun ayıp olup-olmadığına dair de bir iç sorgulamaya girmiş ve bunu bizlerle paylaşmıştı.

Kültürel birikim (ki sanat bunların arasında başı çektiği için, bundan sonra kendinden bu şekilde bahsedeceğim) konusunda duyarsız bir çevrede yaşıyorsak ve belli başlı reflekslerimizle bunun ihtiyacını çekiyorsak eğer, maalesef işimiz pek kolay değil. Zira pek çok insanın kulağında “sanat sepet işleri”, “kültür dediğin nedir ki mantarda da var” gibi basit, pek çoğumuzu da güldürmeyecek espriler çokça yer etmiş durumda. Davulcuya veya zurnacıya kızı kaçana ne dendiğini ise sanırım hepimiz biliyoruz.

Bir konuda, özellikle de bu konu sanatla ilgiliyse, belirli bir süre içinde kazanacağınız bilgiyi belirlemek gerçekten zor. Çünkü sanatın içinde bulunan tüm dallar (resim, tiyatro, müzik, edebiyat vs.) sürekli yeni gelişmelere gebe ve belli bir oranda takibi, ilgili olmayı gerektiriyor. Bu yazıda da kültür edinmek konusundaki refleksi nasıl kazanabileceğimiz üzerine, kendi deneyimlerime dayanarak birkaç öneride bulunmak istiyorum.

Okumaya devam et